top of page
  • Yazarın fotoğrafıHilal Şen

Yeme bozukluğu bir diyet değildir

Beslenme alışkanlığı sağlıklı yaşam için dikkat edilmesi gereken bir konu iken bu fikir takıntı haline dönüşürse ciddi fiziksel ve/veya ruhsal sorunlar ortaya çıkabilmektedir.


Yeme bozuklukları, yeme davranışının ciddi olarak bozulduğu bir tanı grubudur. Anoreksiya nervoza (AN) ve bulimiya nervoza (BN) bu tanı grubu içerisine en sık rastlanan ve ruhsal belirtilerin yanı sıra ciddi bedensel sorunların da eşlik ettiği en önemli iki başlığı oluşturmaktadır.


Dünyada hızla artan Yeme Bozukluğu sıklığı, ülkemizde de ciddi bir artış göstermektedir


Mükemmeliyetçiliğin temelinde başarısızlıktan duyulan korkunun yanı sıra başarıya yönelik aşırı ve devamlı uğraş olduğu öne sürülmektedir. Mükemmeliyetçi kişiler yüksek standartlarına ulaşabilmek için sürekli kendilerini kontrol eder ve kendi performanslarını değerlendirir bir haldedir.

Ya hep ya hiç düşünce tarzına sahip olan bu bireyler genel olarak başarısızlıklarına daha çok odaklanma eğilimindedir (Barrow ve Moore, 1983; Patch, 1984; Shafran ve ark., 2002).


Tıkınırcasına yeme davranışı

Yeme sorunları olan kişilerin yaşadıkları olumsuz duyguları azaltmak amacıyla başvurdukları tıkınırcasına yeme gibi davranış örüntüleri, bu kişiler duygularını duruma uygun bir şekilde düzenleyemediklerine işaret etmektedir. Buradaki tıkınırcasına yeme davranışı benlik farkındalığından kaçış olarak ele alınmaktadır (Heartherton ve Baumeister, 1991).


Yeme bozuklukları son 40 yıldır psikiyatrinin daha çok ilgisini çekmekle birlikte, AN ilk kez William Gull tarafından 1983’de, BN ise Russell tarafından 1979’da tanımlanmıştır


Sonuç olarak bu kişilerin hayatları biçim, ağırlık, yeme şişmanlamaktan aşırı korkma ile geçer. Yeme bozukuğu olan kişiler, bedenlerine neyin girip çıktığıyla ilgili aşırı uğraş içinde olan bireyler olmakla birlikte, vücut ağırlığı ile ilgili yoğun kaygılarıyla belirgin yeme davranış örüntüleri geliştirirler.





Yeme bozukluğu diyet yapmaktan çok farklı bir durumdur.


Yeme tutumlarına yönelik oldukça fazla sayıda araştırma yapıldığı görülmektedir. Son yıllarda özellikle YB’nin yaygınlığını belirlemeye yönelik çalışmaların sıklığında bir artış olduğu görülmektedir.


Yeme Bozuklugu’nun etiyolojisine ilişkin çalışmalar incelendiğinde, etiyolojik modeller tamamen biyolojik olandan tamamen psikolojik olana kadar uzanmaktadır (Schmidt, 2003). 20. yüzyılın başlarında hipofiz yetmezliğinin bir sonucu olarak görülürken, 1930’lu yıllarda psikojenik bir bozukluk olarak değerlendirilmektedir. 1960 ve 1970’lere gelindiğinde ise aile ortamının önemli olduğu düşünülmekle birlikte, 1970’lerde çocuklukta travma ve özellikle cinsel istismar YB’nin etiyolojisinde önem kazanmaktadır. (Le Grange, 1993; Horesh ve ark, 1996). 80 ve 90’lı yıllara gelindiğinde yeni biyo-teknolojilerin ortaya çıkmasıyla (beyin görüntüleme), YB’nin temellerine dair biyolojik ve özellikle de genetik faktörlerin yeniden canlandığı görülmektedir


Anoreksiya nervoza nasıl bir hastalıktır?

Anoreksiya nervozadaki temel belirtiler; zayıf bir bedene sahip olma arzusu, kilo almaktan aşırı korku, beden imgesinde bozukluk ve adet kesilmesidir.

Hasta kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Hastaların yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Sonuçta kişi, sağlığını tehdit edecek ölçüde zayıflamayı amaçlar.


Teorik modeller aile, akran ve medyayı yeme problemlerinde önemli sosyokültürel faktörler olarak ifade etmektedir (Thompson ve ark., 1999). Bunun yanı sıra yine sosyokültürel teoriye göre algılanan olumsuz beden imgesi, kişinin kültürel olarak tanımlanmış ideal güzellik ve bedene uyması yönündeki çevresel baskının bir sonucudur (Shroff ve Thompson, 2006)


Anoreksik hastalarda iştahsızlık, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu, cinsel isteksizlik gibi özellikler de görülürken, genellikle bu özellikler kilo kaybıyla beraber daha da kötüleşir ve kilo artışıyla birlikte iyileşme gösterir. Bunun yanı sıra kilo kaybı devam ettikçe, dış dünyaya ilgi azalmakta, hasta toplumsal olarak geri çekilmekte ve izole olmaktadır (Fairburn ve Harrison, 2003). BN’de depresyon ve anksiyete bozukluklarının belirtileri daha belirgin olmakla birlikte, yine AN’de de söz konusu olduğu gibi madde kötüye kullanım ve kendine zarar verme davranışları görülmektedir. Bulimik hastaların büyük bir kısmında yemek yeme üzerindeki kontrol kaybı sebebiyle utanma ve sıkıntı mevcuttur. Yeme üzerindeki kontrol kaybından duyulan sıkıntı sebebiyle bulimik hastaların anoreksik hastalara kıyasla bir yardım arayışında olmaları tedavi sürecini olumlu etkilemekle beraber, yine de bu kişilerin yardım arayışına girmeleri yıllarca sürmektedir (Holderness ve ark., 1994; Paul ve ark., 2002).


BN’yi, AN’den ayıran başlıca özellik ise yeme alımını kısıtlamaya yönelik girişimlerin yeme ataklarıyla sonlanmasıdır. BN’nin tedavisinde, en etkili tedavi yönteminin YB’yi koruyan spesifik davranışlar ve düşüncelere odaklanan bilişsel davranışçı terapi olduğu ortaya konulmakla birlikte, hastaların üçte birinde tam ve kalıcı iyileşme görülmektedir.


Bulimiya nervoza nasıl bir hastalıktır?

Bulimiya nervoza aşırı yeme atakları ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Ancak bu tabloda farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır


Bulimiya nervoza hastası nasıl fark edilir?

Bulimiya nervoza genellikle bir yıl ya da daha uzun süreli diyet yaptıktan sonra gelişir. Diyet yaparak kilo kaybedilir veya başarılı olunamaz, ancak kilo kaybı, asla anoreksiya nervoza tanısı koyduracak nitelikte değildir. Yemeyi kısıtlama,tıkınma atağına yol açabilir, bunlar da karında rahatsızlık hissi, kendini kusturma veya sosyal çevrenin baskısı ile sonlanır. Tıkınma atağını sıklıkla suçluluk duygusu, depresyon ve kendini eleştirme takip eder. Bazı kişiler kilo kontrolü için müshil kullanır ve tıkınma,uzun süre aç kalma ardışık olarak yinelenir.Az sayıda hasta su atıcı ilaçlar kullanır. Tıkınma sırasında yenilen gıda yüksek kalorili ve hızlı yemeyi kolaylaştıracak yapıdadır. Hastalarda kilo dalgalanmaları sıktır. Tıkınma atağı ortalama 1 saattir. Bazı hastaların el sırtında kusmanın yol açtığı nedbeler vardır. Çoğu kişi düzenli yemek yemez, normal bir yemek sonunda doygunluk hissetmekte zorluk çeker.


Yeme Bozuklugu davranışsal bir süreç olmanın yanı sıra aynı zamanda duygusal bir süreçtir

Bunların yanı sıra uygun duygu düzenleme stratejilerinin terapide öğretilmesi ya da psikoeğitimlerde kullanılmasının ve duygu düzenleme becerilerinin arttırılmasının psikoterapötik müdahalelerin etkililiğini arttırdığı ortaya konmuştur (Berking ve ark., 2008). Bu bağlamda mevcut çalışmanın son yıllarda özellikle duygusal süreçlere odaklanan YB tedavi çalışmalarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


Çoğu hastada bir veya daha fazla duygudurum bozukluğu veya anksiyete bozukluğu ile karşılaşılmaktadır. Bunun yanı sıra bu hastalarda kişilik bozukluğu teşhisi koymak tehlikelidir çünkü çoğu kişinin kişiliklerini değerlendirmek için YB olmayan bir yetişkinlik dönemi yoktur (Fairburn, 2008).

Comments


bottom of page